Navigate / search

HR Futurism: Gelecekte olacaklara bugünden hazırlanmak lazım

Elinize kahvenizi aldınız ve masanıza oturdunuz…İşte bir gün daha başlıyor. Gelen mailler, sorulan sorular, yapılması gereken işler var… Peki 10 yıl sonra da durum aynı mı olacak? Oturduğunuz masa böyle mi olacak? Stajyerinizde gördüğünüz davranış değişiklikleri, o yönetici olduğunda nelere sebep olacak? O mu farklı; siz mi adapte olamıyorsunuz? Gelecekte bizi neler bekliyor? Bu soruyu kendimize şimdiye kadar kaç kere sorduk…

Sosyal medya, dijital pazarlama, uzaktan çalışma…Artık hayatımıza girmiş ve bir şekilde haşır neşir olduğumuz kavramlar. Oysa ki bu kavramlar sadece birer araç. Daha etkin, daha verimli, daha rekabetçi olabilmek için. Peki asıl amacımız ne?

En önemli amaçlarımızdan biri, şirketi kalkındıracak, farklılaştıracak o “yeteneği” bulmak, çekmek, almak ve elimizde tutmak. Mümkün olan en iyi ve verimli şekilde. Bugünkü iş zamanımızın en önemli bölümünü alması gereken konulardan biri, gelecek için şimdiden hazırlanmak. Oysa ki operasyon ağır, iç müşteriler bugün bile yüksek taleplere sahipler, çözülmesi gereken günlük bir sürü problem var…

İnsan Kaynakları biriminde çalışıyor olsanız da olmasanız da, şimdiden gelecek için hazırlanıyor olmanız gerek. Çünkü 10 yıl sonra gelecek iş gücü ile bir şekilde çalışıyor olacaksınız. Bu yazıda size ilham verecek ve üst düzey yönetimin bu konudaki dikkatini çekmenizde size yardımcı olacak bir kaç ipucu vereceğim.

Esnek ve şeffaf olun.

Şeffaflık, şirketlerde katılımcılığı körükler. Bilgilerin, projelerin, proseslerin şeffaf ve açık olması çalışanların farkındalığını artıracak ve onların fikirlerini sunmalarını ve uygulamalarını kolaylaştıracaktır. Katılımcılık ise bağlılığın en önemli destekleyicilerinden biri. Şirketlerinde fikirlerinin değerlendirildiğini hisseden çalışanlar, yeni fikirler bulmak için çevrelerine de o gözle bakmaya başlıyorlar. Yöneticilerinizde şimdiden şeffaflık değerinin oturması için çalışın. Onların farklı kişilerden fikir ve görüşlerini almak için uğraşmalarını sağlayın. Buna bugünden hazırlanmak, kültürün evrimleştirilmesine hız katacaktır.

Esneklik ise değişen beklentilere uyum sağlamanızı kolaylaştırır. Prosedürlerinizde, iş tanımlarınızda esnek olun. Neden bir pazarlama çalışanı yarım zamanını finansta geçirmesin? Bir çalışanın iki yöneticisi olmasın? Çalışanlar part time çalışamasın? Yarı zamanlı akademisyenler şirketlerde danışmanlık yapamasın, akademik-pratik modeli işlemesin?

İşleri karıştırın.

Klasik fonksiyon yapıları, yerini gelecekte hibrid modellere bırakacak. Bugünün pazarlaması, satış operasyon dediğimiz yapıyla karışarak kendi içinde başka bir iş alanı yaratacak. Departmanlaşmadansa uzmanlık alanları gündeme gelecek.

Bunu şimdiden şirketinizde yapılandırın. Böylece departmanlar arası silolaşmanın da azaldığını göreceksiniz. Yetenekli çalışanlarınıza, mevcut işlerinin yanında başka fonksiyonlardan kritik tecrübe edinmeleri için fırsatlar verin. Bir operasyon müdürü, satış bölümünden bir müşteri devralarak onun için çalışmaya başlasın. Müşteri yöneticilerinizden biri, İnsan Kaynakları’ndan üniversite ilişkilerini devralsın. Bu yapılanma sizin işveren marka değerinizi de artıracaktır, ne de olsa başka bir şirket bu tarz bir uygulamayı çalışanlarına o dönemde sunmuyor olacak!

Adaylarınıza yöneticilerini / işlerini seçme şansı verin.

Yöneticiler adaylarını seçer de, adaylar yöneticilerini seçemez mi? Seçebilir. Bırakın iyi bir adayınız birden fazla yönetici ve işi dinlesin, kendisine en uygun olanı seçsin. Bu hem bir işveren olarak yeteneği çekmenizde hem de o yetenekten en iyi çıktıyı almanıza destek verir. İlk bakışta yöneticilere şaşkınlık verse de, bu uygulama 10 yıl sonra geleneksel prosedürlerin bir parçası olacak.

Kendi liderlik markanızı yaratın.

Sizin şirketinizde nasıl liderler başarılı oluyor? Liderlik markanızın çıktıları neler, hangi yönleriyle aday ve çalışanlarınızda etki yaratıyorsunuz? Siz tanımlasanız da tanımlamasanız da şirketinizin bir liderlik markası var. Onu yönetmeye bugünden başlayın. Sadece işveren markasıyla değil, liderlik markanızla da öne çıkın. Sizi tanımlayan ve gelecekte de yerini koruyacağını düşündüğünüz 3 karakteristiği bulun ve bunlar için yatırım yapmaya çalışın ve doğru iletişim politikalarıyla dışarıya duyurduğunuzdan emin olun.

Türkiye mi, dünya mı?

Kültürlerarası iletişim globalleşen dünyada giderek önem kazanıyor. Bu konuyu şirketinize bir expat atanmışsa onun için bir kurs ararken duymuş olabilirsiniz. Çok geç…

Yeni mezun olan üniversite öğrencilerinin en çok sorduğu sorulardan biri de aslen bu konuyla ilgili; “Şirketinizin yurtdışında sağladığı olanaklar neler?” Onlar fiziken gitmekten bahsediyorlar…En nihayetinde genç yetenekler çok değerli olsa da çoğu şirket bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar adaya bunu sunabiliyor, belki de sunamıyor. Lojistik problemler, adaptasyon maliyeti, “Türkiye’ye döndüğünde bizde çalışmaya devam eder mi?” soruları…Bir sürü engel var.

-Bu engellerle başetmek için bugünden çalışmaya başlayabilirsiniz. Kültürlerarası iletişim için özel bir eğitim programı dizayn edin. Diğer ülkelerde neler çalışılıyor, hangi değerler önemseniyor? En iyi uygulamalar neler? Bu sorulara yanıt verecek bir programınız olsun. Globalleşen dünyada fiziken orda olmaktan ziyade, orayı gerçekten “anlamak”, bulunmasan da “çalışmak” çok önemli.

-Hikayeleriniz olsun. Özellikle global bir şirkette çalışıyorsanız, şirket içi hikayelerinizi bilinir kılmak için bir çok şans ve mecranız var demektir. Yöneticilerin yaşadığı gerçek hikayeler neler? En büyük başarısızlıklar neler, bunlardan nasıl öğrenebiliriz? Bu yapılanma, aynı zamanda globalde şirketinizi bir tutkal gibi birarada tutacaktır.

-Ülkelerarası çalışma grupları kurun. Global bir şirketteyseniz, iş sorunlarını & fırsatlarını öğrenme deneyimine dönüştürün ve bu deneyimler için farklı ülkelerden adaylar arayın. Birarada çalışmalarını ve birlikte öğrenmelerini sağlayın. Kısa dönemli yer değişimleri ile gelecek için hazırlanmaları, hem onların motivasyonunu artıracak hem de sizin daha da çekici bir işyeri haline gelmenizi ivmelendirecektir.

Gelecek için hazırlanmak önemli ve büyük bir iş. Bu fikirler uygulandıklarında fark yaratabilir. Yorumlarınız ve geribildirimleriniz ile bu konuda çalışıp düşünmeye devam edebiliriz.