Navigate / search

Floransa & Venedik Yolcusu Kalmasın!

 

Seyahat;

Bir neden.. bir amaç… bir yaşam şekli. Benim için. “Seyahat olmasa, neden çalışıyoruz ki?” diyenlerdenim. Her seferinde de kendimi haklı çıkarmayı çok iyi bilirim! Bu yüzden de en ufak bir fırsata hemen bir uçal bileti bakıveririm!

23 Nisanı fırsat bilerek Floransa & Venedik turu yaptığımız doğrudur. Bu yazıda size her köşesiyle bu yerleri anlatmam mümkün değil, tek amacım gitmeyi planlayanların işine yarayacak bazı ipuçları vermek. (Bu vesileyle bana yardımcı olan sevgili Ersem Akyol’a da teşekkürlerimi bir borç bilirim!)  Haydi başlayalım!

 

Floransa

Tarih, resim, sanat, heykel, yol şehri. Sokakları arasında kaybolmanın dayanılmaz hafifliği, Venüs’ün doğuşunun karşısında şaşıran gözlerim, kendini bir dondurmacıda serinleten bünyem ile iki gün fırtına gibi geçti bu güzel şehirde. Gelelim ipuçlarına;

  • Galeri Uffizi’yi mutlaka görün. En az 15 gün öncesinden biletinizi alıp, bastırıp yanınıza alın, ayrı bir kioskta asıl biletinize dönüştürüp sırayı pas geçerek eserlere ulaşabileceksiniz. Venüs’ün doğuşuna bir an önce gidin, yarım saat yanından ayrılmak istemeyeceksiniz.
  • Biz Grand Cavour otelde kaldık. Harikaydı, hele ki kahvaltıları süperdi. Kahvaltıda domates vardı, düşünün artık!
  • Davut (David) heykeli malum Michelangelo’nun bir başyapıtlarından biri. Biz önceden bilet almadık, bir miktar sıra bekledik, ama değdi. Yalnız Accademia’dan daha fazlasını pek beklemeyin. Biletler önceden alınabilir.
  • Yemek için önerilerim Mozzarella’ların mideye indirilmesi, spagettilerin hüpletilmesi, mümkün olduğunca house wine bulunarak tadılması. Peynir tabaklarını yazmaya gerek yok. Ersem’in tavsiyesiyle  Trattoria Dei 13 Gobi ‘de de steak tattık, kötüydü dersem çarpılırım.

Floransa’dan sonra Venedik yoluna geçtik. Bu yol arasına Pisa ve Lucca’yı sığdırdık. Pisa’yı görmek çok güzeldi, bence gidilesi. Ancak Lucca için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, pek bir numarasını göremedim – vakit kaybı gibi geldi, dondurmasını ve tarihi binalarını saymazsak. Pisa için bir öneri, kiliseyi görmek isterseniz ücretsiz ancak saatli giriş biletleri almanız gerekiyor. Pisa’ya adım atar atmaz bunu alın sonra zemin etüdü yapılmamış kuleyi fotoğraflarda eğip bükmeyi deneyin :)

Venedik

 

Görür görmez, ağzım açık kaldı. Hem güzel hem biraz da korkutucu geldi bana. Ada korkum olduğu için içinden çıkılamaz bu labirent şehir ilk etapta insanı içine çekmiyor ama zamanla seviyorsun… Yürümek, bakmak, dokunmak, şaşırmak, sevinmek, tatmak, hepsi bir aradaydı.

  • San Moise Terrace diye booking.com üzerinden ayarladığımız bir evde kaldık. Her şey süperdi.
  • Yemek için hayalimdeki yeri bulamadığım için öneri yapamıyorum.
  • San Marco merkezinin haricinde bir çok saklı yer var, sadece oralarda takılmayın mutlaka gezin derim. Biz artık kilise görmekten sıkıldığımız için içine girmedik.
  • Cafe Centrale’de güzel içkiler var, gece 12’de oturacak yer ararsanız burası istediğiniz adres olabilir.
  • Gondola binmek güzel bir deneyim, gel gelelim biz nasıl inandık rutlarının aynı olduğuna bilmiyorum, hiç bakmadan birine bindik. Oysa ki Venedik’te böyle olması mümkün değil! Siz, siz olun mutlaka rutlarını beğenebileceğiniz bir gondol ayarlayın. Açık denizde mi gezmek istersiniz yoksa sokak aralarında mı? Karar vermek lazım. Yarım saati 80 euro.
  • Interpreti Veneziani çok güzel bir müzik ziyafeti sunuyor. Vivaldi’nin 4 Mevsim’ini ruhumuz kilisenin tavanlarına çarpa çarpa izledik. Kişi başı 27 euro.
  • Donmuş ürünler satan yerler var, çok dikkatli olun.

Uçağa binmeden önce Bologna’yı gezelim dedik. Bologna spesifik gelinecek bir yer değil ama gelmişken uğranabilir de. Piazza Maggiore’deki Neptün çeşmesini çok sevdim, şakalı biraz! Bu meydanın doğusuna açılan sokaklarda yani Quadrilatero bölgesinden peynir alınabilir, sokaklarda neşeli yemekler yenebilir :) Ayrıca eğik kulelelerin dibindeki Gelateria Gianni’deki ricotta peynirli dondurmayı mutlaka mideye indirin.

Bologna ile ilgili bilgileri bu linkten almıştım, siz de bakın.

Nice seyahatlere diyor, esenlikler diliyorum!