Navigate / search

Peryön Güney Marmara İK Zirvesi

Hep düşünürüm…”Türkiye, sadece İstanbul değil”

Mesela Adana da, Mardin de, Rize de… Bir çok farklı kültür, bakış açısı, prensip, yemek, koku, tat…

İşverenlerin en büyük dertlerinden biri de şu olmalı: Çeşitliliği sağlayabiliyor muyum? Sadece İstanbul’da yerleşik HQ’ların gölgesinde ne kadar çeşitlilik olursa tabi.

Bu yüzden başka şehirlere gitmeli, fabrika kurmalı, istihdam sağlamalı…Hep çok şehirde şubesi olan, fabrikası olan şirketlerin İK’sında bulunmak istememin yegane nedenlerinden biri de budur.

İşte tam bunları düşündüğüm bir dönemde, Peryön Bursa’dan İK Zirvesi konuşma daveti aldım.

22 Mayıs’ta Merinos Kültür Merkezi’nde herkese açık ve ücretsiz olan bu konferansta konuşmamı gerçekleştireceğim. Sunum konuma net karar verememiş olsam da en büyük dertlerimden biri olan “İK’nın şirketler aracılığıyla toplumdaki etkisi” olabilir. Cengiz Çatalkaya bunu bilmiyor ama konumu beğenmeyeceğini de düşünmüyorum hani :)

Bakalım zaman neler gösterir, gelebilenleri mutlaka bekleriz!

Strateji mi, uygulama mı?

Hayatımız fikirler üzerine kurulu…

Hadi şunu yapalım, hadi bunu yapalım. Şunu da yapsak iyi olmaz mı?

Evet olur, hatta haydi bunu bir toplantıda konuşalım!

Güzelce paketleyelim, nasıl iletişim kuralım? Yönetime nasıl anlatalım?

Da…

Zaman gelip de ter döküp, engelleri aşıp, herkese bin bir dert anlatıp, yok onu bastırıp, yok bunu yaptırıp emek vermeye gelince, çok kişi etrafta bulunmaz.

İşte o zaman aklıma şu söz gelir, anonim. “Uygulama, stratejiyi döver.”

Kesinlikle katılırım bu söze. Strateji uygulamasız hiçbir şeydir. Evet akıl güzel şeydir, ama kas olmayınca, ter olmayınca beden bir adım yol gidebilir mi?

Bu yüzden az toplantı, laf – çok iş, uygulama!

Özellikle İK’cıların kulaklarına küpe etmeleri gereken bir konu. Neden mi? Bunu en iyi siz biliyorsunuz.

Emeğinize sağlık!

 

HR Dergi Çalışan Bağlılığı Zirvesinin ardından

 

25 Nisan’da HR Dergi’nin düzenlediği Çalışan Bağlılığı zirvesine katıldım.

Bu konu öyle bir konu ki, tüm şirketler peşinde, getirisi çok yüksek ama sürekliliğini sağlamak da bir o kadar zor.

Konuşmamda daha çok işveren markası ve bağlılık ilişkisinin öneminden bahsettim. Şirketlerin işveren marka değeri içerde ne kadar yüksek ise, çalışanları o kadar bağlı oluyor. Ancak şuna dikkat, dışardaki markalamadan değil, içerdeki algıdan bahsediyorum.

 
Devamını oku