Navigate / search

İşveren markası, çalışan markası yaratır. Buna hazır mısınız?

Günümüzde vizyoner şirketler işveren markalarına hem içerde hem dışarda yatırım yaparak, finansal güçlerine bir işveren olarak iyi olmanın gücünü de katarak rekabet üstünlüğü yaratmaya çalışıyorlar. Bu durumun avantajları olduğu kadar bazen takip edilmesi gereken alanları olduğunu da düşünmek gerek.

X şirketini ele alalım. Bulunduğu sektörde kuvvetli, müşterileri ve tedarik zinciriyle güçlü performans gösteren bir şirket olsun. Bunun yanında geçmişten gelen çalışanlarının gücünü kullanan, referansla daha çok alım yapılan bir İK politikası güdüyor olsunlar. Ve bir gün bu şirket işveren markasına yatırım yapmaya karar versin…

İçerde ve dışarda farklı uygulamalar hayata geçirsin, PR çalışmalarıyla ismini müşterilerine olduğu kadar potansiyel çalışanlarına da duyursun. Bir anda hem yöneticileri, hem çalışanları hem de söz verdikleriyle bu şirket parlayan bir yıldız haline gelsin.

Buraya kadar çok iyi. Peki headhunterlar boş mu duracaklar? Hayır.
Devamını oku

HR Dergi Çalışan Bağlılığı Zirvesinin ardından

 

25 Nisan’da HR Dergi’nin düzenlediği Çalışan Bağlılığı zirvesine katıldım.

Bu konu öyle bir konu ki, tüm şirketler peşinde, getirisi çok yüksek ama sürekliliğini sağlamak da bir o kadar zor.

Konuşmamda daha çok işveren markası ve bağlılık ilişkisinin öneminden bahsettim. Şirketlerin işveren marka değeri içerde ne kadar yüksek ise, çalışanları o kadar bağlı oluyor. Ancak şuna dikkat, dışardaki markalamadan değil, içerdeki algıdan bahsediyorum.

 
Devamını oku