Navigate / search

İK Gelişimine ne kadar vakit ayırabiliyor?

Bu ayki Yenibiriş.com dergisinde İK gelişimi konusunda bir yazım yayımlandı. İncelemek için tıklayın. (16-20.sayfalar, tam metni aşağıda da bulabilirsiniz)

Bu yazımda hem site üzerinden yaptığımız araştırmanın sonuçlarına hem de sahadayken yaptığım gözlemlere yer verdim.

İK olarak hem yeni konulara-trendlere odaklanmalı, hem de kendimizi sürekli güncel tutmalıyız ki hem bu yenilikleri organizasyonumuzda yaşatabilelim hem de kredibilitemizi her geçen gün artırabilelim.

Terzi, söküğünü dikebilir mi? İnsan Kaynakları departmanı kendi gelişimine ne kadar yatırım yapıyor?

İnsan Kaynakları departmanı, organizasyonların yetkinlik gelişimi ve değişim yönetimi gibi konularını yönetiyor. Peki kendisini ne kadar donanımlı tutuyor ve gelişime zaman ayırıyor? Eskilerin deyimiyle, terzi söküğünü dikebiliyor mu?
Bu sorunun cevabını bulabilmek ve profesyonellerin fikrini almak için yenibiris.com üzerinden kapsamlı bir anket yaptık. Ve çarpıcı sonuçlara ulaştık.
Devamını oku

Cesaretin var mı şeffaf olmaya?

İlk olarak, şeffaflık ne demektir? Şirket şeffaflığı, bütün engelleri kaldıran ve şirket bilgilerine ücretsiz ve kolay erişimi sağlayan bir konsepttir. Yani, şirketten bireylere ve bireylerden şirkete olmak üzere 2 taraflıdır. Şimdi de bu 2 taraflı ilişki üzerinde konuşalım.

1.Şirketler iş anlayışlarını paylaşmalı ve belirli konulara açık olmalıdırlar.

Bence şeffaflık ve hesap verebilirlik her liderin iş yaşamındaki ana özelliği olmalıdır. Bir müdür bilgiyi paylaştığı, kararlarının arkasında yatan nedenleri açıkladığı, negatif bile olsa eşdüzeylerinden geribildirimleri kabul ettiği, iyi gelişmeleri kutladığı gibi kötüleri de belirttiği zaman katılımcı davranışlar için bir platform yaratmış olur. Liderler, başarı hikayelerini değil, yaptıkları hataları da anlatmaları için cesaretlendirilmelidir. Liderler, takımlarından sorular ve geribildirimler almalı ve bunlara da karşılık vermelidir.
 

Devamını oku

Hikayelerin gücüne inanın!

 

Çocukluğumuzda ne çok öykü ve masal kitabı okurduk. Fabllar, Dede Korkut Hikayeleri…Büyüdükçe hepsi geride kaldı. Oysa ki kurumların bu hikayelere ve benzerlerine, hızlanan ve yoğunlaşan iş hayatı göz önüne alındığında her zamankinden çok ihtiyaçları var.

Hikayeler, insanları birarada tutan, iletişimi kuvvetlendiren ve verilmek istenen mesajın verilmesini kolaylaştıran araçlar.
Devamını oku