Navigate / search

2013 PERYÖN Kongresi’nde Çalışan Bağlılığı konuşacağız…

Gitmek mi kalmak mı? Belki de verilmesi en zor o kararın eşiğinde, aklımızdan binlerce soru geçer.

Gidersem ne kazanırım, ne kaybederim? Yeni insanlarla tanışmaya değer mi? “Keşke” der miyim? Bu soruların yanıtı o dönemeçlerde bulunamaz, ancak o iç ses, o bağlılık duygusu insanı şirketinde kalmaya iter.

Yaşanmışlıklar, arkadaşlıklar, verilen emek, yeni ücret pakedi… Hepsi bir teraziye konur ve ağır basan tarafa doğru şekillenir o zor karar.

İlk bakışta tecrübelerime göre ortaya çıkardığım en önemli etmenler şunlar:

  • Değerler, arkadaşlıklar, paylaşılanlar, kısacası hikaye
  • Şirketle kesişim kümesi: kültürle, vizyonla, hayallerle, iş yapış şekli ve hayaliyle
  • Yönetici ve yönetici tavrı, yönetim tarzı, liderlik markası
  • Gelecek planlarına ve beklentilerine uyum, terfi beklentisi, rekabet ortamı
  • Ücret ve Yan Haklar, hayat kalitesini yükseltme ve “daha iyi yaşama” umut ve beklentisi. (Aileye sigorta, daha iyi araba, daha iyi ev, daha iyi tatil, vb.)

Biz İK’cıların belki de en uzun süre düşündükleri bu konunun yanıtını 5 Kasım PERYÖN Kongresi’ndeki “Çalışan Bağlılığı” panelinde Evrim Kuran ile birlikte arayacağız. Sizi de orada görmek bizi mutlu eder.

Detay bilgi için tık tık!

HR Dergi Çalışan Bağlılığı Zirvesinin ardından

 

25 Nisan’da HR Dergi’nin düzenlediği Çalışan Bağlılığı zirvesine katıldım.

Bu konu öyle bir konu ki, tüm şirketler peşinde, getirisi çok yüksek ama sürekliliğini sağlamak da bir o kadar zor.

Konuşmamda daha çok işveren markası ve bağlılık ilişkisinin öneminden bahsettim. Şirketlerin işveren marka değeri içerde ne kadar yüksek ise, çalışanları o kadar bağlı oluyor. Ancak şuna dikkat, dışardaki markalamadan değil, içerdeki algıdan bahsediyorum.

 
Devamını oku