Navigate / search

Bodrum Bodrum…

Biliyorum, uzun zamandır ihmal ettim burayı…

Yeni iş değişikliği, üniversite derken, bir şekilde insan vakit bulup bilgisayarın başına oturamıyor.

Oysa ki hayat hızla akıp giderken, bir “dur” deme aktivitesi aynı zamanda yazı yazmak, bir de yalnızlığa karşı bir manifesto.

Benim en büyük kaçışlarım, her zaman seyahat ile oluyor. Uzak, yakın farketmez, iş için bile olsa, uçağa yada arabaya atlayayım oradan oraya yol alayım, yine dönecek bile olsam, kaçayım.

Bu haftasonu yaptığım kaçamak Bodrum idi. Yıllar önce geldiğim bu fazla popüler tatil mekanına, bir şans vermek idi amaç, iyi ki de vermişim. İşte bir kaç önerim:

  • Konaklama merkezde olmamalı, diskolar egemenliklerini ilan etmiş, seçim minibüslerinden bile daha çok ses çıkarıyorlar, uyumak mümkün değil.
  • Araba kiralamak şart. Biz Avis’ten bir Fiesta kiraladık, işimizi gördü.
  • Beach önerim kesinlikle Aspat Beach. Koyda, çimlere uzanıp, kuma da ayak basıp, denizde keyif yaparım, palmiyelerin gölgesinde takılırım diyenlere kesin tavsiye. 50 TL verile, harcama garantili, kafanız rahat olur.
  • Ah Gümüşlük… En sevdiğim. Güzel gölge ağacının nostaljisi, güneş batışının ana vatanı Gümüşlük. Biz Melengeç Restoran’da karar kıldık, karidesli mantıya, defne yaprağındaki deniz çuprasına bayıldık! İrmik helvasını da görünce kendimden geçtiğim doğrudur.
  • Kahvaltı mekanı olarak “Nar Çiçeği” ni denedik. Patlıcan reçeli bir harika, bazlama ekmek nefisti!

Sizi en nostaljik bir Gümüşlük anısıyla başbaşa bırakıyor, ben bir sonraki seyahatimi planlamak üzere internette yol alıyorum. Tüm “tatil için çalışanlar” aşkına!