Navigate / search

Bir İK’cının gözünden #direngeziparki

31 Mayıs’tan beri bir değişimin, hareketin, haberin parçasıyız. Gezi Parki yıkılmasın diye başlatılan direniş, tüm Türkiye’ye yayıldı ve elbet bunun iş hayatına da bazı yansımaları oldu. Bu yazımda kendi görüşüme göre bu yansımaları, kazananları ve kaybedenleri yazmaya çalışacağım.

Bu hareket, bir çevre hareketi olarak başlasa da, aslında özgürlükler, paylaşımlar, yaşam hakları ile ilgili bir hareketti. İnsanlar, “hayatıma dokunma, ne yiyeceğime giyeceğime ben karar veririm” demek, Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun bir sosyal / demokratik bir ortamda yaşamak istiyorlardı.

Bu hareket sırasında yapılan protestolar, eylemler, sosyal medya paylaşımları vb. birdenbire o kadar hayatın içine oturdu ki, sadece sosyal hayatta kalmadı, iş hayatına da yansıdı. Peki kimler kazandı, kimler kaybetti?

Kimler kazandı?

  • Çalışanlarının sosyo-demokratik hayatlarına karışmayan, istedikleri şekilde tepki göstermesine yada göstermemesine olanak veren şirketler,
  • Hassas bir dönemde aklı başka yerdeyken, “ben bu toplantıya katılamıyorum” diyen çalışanlarına saygı gösteren ve o toplantıyı erteleme girişimlerinde bulunan yöneticiler,
  • Farklılık ve çeşitliliğe saygı göstererek, eyleme giden arkadaşlarına hoşgörü gösteren ancak onlar gibi düşünmeyen çalışma arkadaşları,
  • Eyleme gitse de ana sorumluluklarını her türlü şartta yerine getiren çalışanlar,
  • Y kuşağını “öcü” görmeden proaktif politikalar geliştirebilen, bu kuşağın eylemlerini gördükten sonra da, “haklı çıktım” kibrine kapılmadan ideolojisi ne olursa olsun, onlarla birlikte çalışmayı becerebilen şirketler,

kazandı.

Kimler kaybetti?

  • Düşüncelerini başkalarına da aynı şekilde düşündürtmeye çalışan tüm çalışanlar,
  • Çalışanlarını sosyal medyadan uzaklaştırıp, “pardon da siz bu çalışma saatlerinde kesinlikle başka şeylerle meşgul olamazsınız” diyen şirket politikaları,
  • Fazla tepki gösterdi, politikleşti diye çalışanlarına uyarı veren yöneticiler,
  • Ben ille de normal hayatı yaşarım, eylemde ne işin var diyen çalışma arkadaşları,
  • Y kuşağı politikalarını eğitimlerle sınırlı tutan ve bu kuşağı anlamaktan bihaber şirket sahipleri, çalışanlar, gruplar, vs.
  • Her türlü ayıplayan, dışlayan, ayrı gören, “ötekileştiren” zihniyet

kaybetti.

Farkına varıyorum da, ne çok saygı, hoşgörü, çeşitlilik, özgürlük, düşünce demişim…En çok ihtiyacımız olanlar da bunlar değil mi?