Navigate / search

Londra’ya hoşgeldiniz…

Yaz tatilimizin ilk durağı uzun zamandır görmek isteyip bir türlü fırsat bulup gidemediğim Londra idi.

Londrayı bir dünya metropolü, çeşitliliğin kucağı, özgürlüklerin şehri olarak tanıtmışlardı. 6 günlük seyahatimizden sonra gerçekten de öyle olduğunu söyleyebilirim.

Haziran ayı Londrayı gezmek için birebir. Hem o meşhur yağmuru tatmak hem de arada bir yüzünü açan güneşe gülümseme fırsatımız oldu.

En çok Tower Bridge’i beğendim. Hem gecesi hem gündüzü ayrı güzel bir mekan gerçekten de, insanı tarih ile nehrin buluştuğu bir yerde, hayaller dünyasına doğru bir yolculuğa sürüklüyor.

 

 

Bir taraftan da şunu düşünmeden edemedim, seyahatleri benim için biraz da özelleştiren, “tesadüfler” oluyor. Aniden karşılaşılan bir tanıdık, birden bire içine düştüğüm bir sokak konseri, hiç görmediğim planlamadığım bir yere birden bire gidebilmek…Londra’da bunu yaşayamadım, aklımda kalan şey bu oldu sadece…Belki de şehir benim için daha özel olabilecekken, olamadı.

İşte benden gidenler için birkaç tavsiye,

  • Pret a Manger’de mutlaka jalepano tavuklu dürüm yiyin, yanında da apple soda içmeden dönmeyin. Bu mekanın aynı zamanda kahveleri de bir harika.
  • Bir konser yakalarsanız mutlaka dalın, hayatımda bu kadar organize bir şehir daha görmedim. Biz Rihanna konserini yakaladık, pek memnun kaldık.
  • Camden Town için yarım saat ayırın, köprünün yanında Sangria için, yanında da Paella alın :)
  • Tate Modern beklediğimden de iyi bir müze, kütüphanesi için en az 2 saat ayırın, modaya meraklıysanız çeşit çeşit kitap bulacağınız garanti.
  • Hyde Park ve bilimum parklar arasında bisikletle gezin, kiralayın, ucuza seyahat etmiş olursunuz. Çimlere uzanıp yanınızda önceden almanız gereken fıstıkları sincaplara atmayı unutmayın!
  • Primark’a mutlaka uğrayın, Oxford mağazasındansa diğer şubelerine mutlaka bakın, o mağaza çok kalabalık oluyor.
  • Tower Bridge’i mutlaka hem gece hem gündüz görün, Tate Modern ile köprü arasındaki arka sokakları gezin, tesadüflerin ve uçan şemsiyelerin sizi bulmasını bekleyin! :) Aslında tüm Londra’yı gece görün.
  • London Eye için çok turistik, aman binme diyorlardı, ben dinlemedim bindim, iyi ki binmişim. Özelikle güneş batarken bir harika oluyor, binmeden önce biraz hayal kırıklığı yaratabilecek olsa da ek ücret ödemeden deneyimleyebileceğiniz simülasyona girin.
  • Bol bol metro kullanın ve birçok farklı kültürden insanın nasıl yolculuk yaptığını, nasıl iletişim kurduğunu deneyimleyin.
  • Defter, kitap, kalem tutkunları için Londra bulunmaz bir yer, mutlaka çantanıza kırtasiyelerden atın derim :)

Fotoğraflarımızın bir kısmı çalındığı için :) çok farklı fotoğraflar koyamadım, siz daha güzellerini çekin diye umuyorum!

Bir sonraki seyahat postunda görüşmek üzere!

 

 

Comments

Seval

Tatlım, çok güzel olmuş yolculuk postların, şimdi ancak baktım :) Sen ordayken konuşmuştuk, şimdi hatırladım. Tatil için gittiğini bilmiyordum inan…
Birkaç yorumum varrr :) Öncelikle ben de sonraki durağımın Londra olmasını istiyorum. Şimdi daha çok heveslendim. Pret a Manger’de mutlaka ama mutlaka Strawberry Lemonade içilmeli! Böyle bir güzellik, akıl almaz… Primark, köprü ve kırtasiye konusu beni çok heyecanlandırdı…
Bu sırada Fransa post’una da gönderme yapmadan edemeyeceğim :) Ben 2 günde tüm Paris’i tek başına yürümüş biri olarak (evet yine topukluydum) metro kartı fikrine yüzümü buruşturdum :) Ama tabi benim gibi değil, insan gibi gezmişsiniz :) Çok da iyi yapmışsınız. Benim otelim de çoook ama çoook güzeldi, tasarımdı, Eiffel’e çok yakındı. Bilseydim önerirdim :)
Eline sağlık!