Navigate / search

Güvenin Hızı

“Güvenin hızı” deyince ne anlıyorsunuz? Speed of Trust kitabını okuduğumdan beri bende ilk anladığımdan farklı anlamlar şekillenmeye başladı bu sorunun cevabıyla ilgili olarak.

Güven, hayatımızda her şeyin kaynağı. Bir araca binerken sürücüye, ekmek alırken fırıncıya, başımıza yastığa koyduğumuzda evimizi yapan firmaya, su içtiğimizde sucuya güveniyoruz. Belki bunu “evet güveniyorum” şeklinde yapmıyoruz, sadece kendimizi teslim ediyoruz.

Şirketlerde de durum farklı değil. Bir şirkette çalışırken o şirkete, kural, prosedür ve değerlerine, yöneticimize güveniyoruz. Ya da o kadar “güvenmiyor muyuz?”

Covey, Speed of Trust konusunda bu konuyu işlemişti. Bende de o günden beri bu kitapta okuduklarımla alakalı ışıklar yanıp söner oldu. İşte hem orada okuduklarımla tetiklenen, ve sonrasında kendi deneyim ve gözlemlerimle vardığım sonuçlar, önermeler.
Devamını oku

#peoplemakethebrand Konferansı – İzlenimlerim

İşveren markası kavramı son dönemlerde önemini şirketler gözünde daha da artırmaya başladı. Tüketici markası olmanın yanında, çalışanlarına değer veren, onlara bir kariyer sunan, gelişim imkanlarıyla onları destekleyen ve “tercih edilen” bir şirket olmayı kim istemez ki?: Hem ürünleriniz bilinip tercih edilecek, hem de sizi bir işveren olarak adaylar çekici bulacak.

İşveren markası yönetimi yapmak ve “yönetiyormuş” gibi yapmak arasındaki en önemli farklardan biri “Outside in”  bakış açısıyla içine kapanmadan dışarıda neler oluyor bakmak, okumak, araştırmak, kendini sürekli yenilemek. İşte bu bakış açısıyla kasım ayında Dinamo Training tarafından düzenlenen “People Make the Brand” konferansına katıldım. Adı üstünde: insanlar markaları yönetiyor, iyisi de oluyor kötüsü de oluyor. Ama her şey dönüp dolaşıp yine insanlarda bitiyor. İK’nın liderliğinde, pazarlama ve pazarlama iletişimcilere, yöneticilere büyük görevler düşüyor.
Devamını oku