Navigate / search

HR Dergi Çalışan Bağlılığı Zirvesinin ardından

 

25 Nisan’da HR Dergi’nin düzenlediği Çalışan Bağlılığı zirvesine katıldım.

Bu konu öyle bir konu ki, tüm şirketler peşinde, getirisi çok yüksek ama sürekliliğini sağlamak da bir o kadar zor.

Konuşmamda daha çok işveren markası ve bağlılık ilişkisinin öneminden bahsettim. Şirketlerin işveren marka değeri içerde ne kadar yüksek ise, çalışanları o kadar bağlı oluyor. Ancak şuna dikkat, dışardaki markalamadan değil, içerdeki algıdan bahsediyorum.

 
Devamını oku

400 Sene Sonrasının Sorumluluğu

Bir Mimar Sinan eseri olan şehzadebaşı cami’nin 1990’li yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı tv’de şöyle anlatmıştı. Camii bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taslarda yer yer çürümeler vardi. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer aliyordu.
Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşaat edildiğini öğrenmiştik fakat tas kemer inşası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık. Kalıbı soktuk. Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki tasın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık. Şişenin içine düzülmüş beyaz bir kâğıt vardı. Şişeyi açıp kâğıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu.
Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı. Şunları soyluyordu: “Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taslar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum.” Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolu’nun neresinden getirttiklerini söyleyerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir bicimde kemerin inşasını anlatıyordu.
Bu mektup bir insanin, yaptığı isin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insan üstü bir örneğidir. Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kâğıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir. Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarin erişilmez özelliklerindendir. Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur.

Kaynak: web

Kapadokya bir cennet…

İlk seyahat yazımı Kapadokya hakkında yazmak istedim.

23 Nisan tatilini fırsat bilerek kısa bir kaçamak yaptık ve Kapadokya’ya uzandık.

Güzelliklerinden şimdiye kadar habersiz olduğum bu cennette işte mutlaka görmeniz gerekenler:

Paşabağları, Ihlara Vadisi, Yeraltı şehirleri, Üçhisar Kalesi…

Anlatılmaz yaşanır bu güzellikleri deneyimledikten sonra, Türk Geceleri’ne katılmayı ve balon seyahati yapmayı sakın unutmayın.